Kendi bagaj içi çekmece sistemini yapmaya karar verdin, eline metreyle kalemi aldın ve "Şurayı şöyle ölçerim, burayı böyle keserim, cuk oturur" diyorsun. Yapma. O kağıt üzerindeki veya bilgisayardaki kusursuz milimetreler, iş arazinin sıcağına, çamuruna ve sarsıntısına gelince birer kabusa dönüşüyor. Kendi çekmecesini yaparken sanayide uykuları kaçan, montaj günü dünyası kararan off-road'cuların düştüğü o meşhur milimetrik tuzakları konuşalım biraz.
İlki ve en klasiği; rayların tolerans payını sıfıra yakın hesaplamak. Ağır hizmet tipi teleskopik rayların neredeyse tamamı, montaj için her iki tarafta tam olarak 12.7 mm (yani yarım inç) boşluk ister. Çekmece kasasını yaparken bu boşluğu 12 mm bırakırsan o ray sıkışır, dönmez. 14 mm bırakırsan bu sefer ray yalpalar, içindeki bilyalar dökülür. Burada şakaya gelmeyecek tek yer o ray boşluğudur; ne bir milim eksik ne bir milim fazla olmalı.
Bir diğer baş belası, bagaj kapağının fitillerini ve plastik çıkıntılarını unutmaktır. Bagajın iç genişliğini ölçüp tam o ölçüde bir kutu yaparsan, o kutuyu bagajdan içeri sokamazsın. Çünkü bagaj açıklığı, içerideki hacimden her zaman daha dardır. Ayrıca kapıyı kapattığında içeri doğru baskı yapan o kalın bagaj fitillerini, kapı kilidinin çıkıntısını ve kapı döşemesini hesaba katmalısın. Çekmeceyi milimetrik sıfır yaparsın, her şey harika görünür ama bagaj kapısını kapattığında o plastik kaplama çekmecenin kulbuna çarpar ve kapı kapanmaz.
Gelelim o çok sevdiğimiz halı kaplama (marine halı) meselesine. Çekmeceyi ahşaptan kestin, her şey mükemmel çalışıyor. Sonra "Şunu güzelce halıyla kaplayayım" diyorsun. İşte o incecik sandığın halı veya keçe, katlandığı köşelerde çift kat oluşturarak çekmece genişliğine ekstra 3-4 milimetre ekler. Halıyı kapladıktan sonra çekmeceyi yerine bir sokmaya çalışırsın, imkanı yok girmez. Eğer halı kaplayacaksan, tüm ölçülerinden o halının kalınlık payını düşmek zorundasın.
Ahşabın can damarı olan nem ve esnemeyi de hesaba katmıyoruz. Huş marin kontraplak bile kullansan, kışın o nemli orman havasında ahşap suyu çeker ve milimetrik olarak şişer. Yazın sıcağında ise kurur ve çeker. Üzerine bir de çekmecenin içine koyduğun 30-40 kiloluk kurtarma ekipmanının, şackle'ların ağırlığı binince o çekmece tabanı aşağıya doğru çok hafif bel verir. Boşken tıkır tıkır çalışan çekmece, içi doluyken alt kasaya sürtünmeye başlar. Bu yüzden çekmecenin alt kısmında her zaman en az 3-4 milimetrelik bir çalışma (sarkma) payı bırakmak hayat kurtarır.
Son olarak o minik vida ve perçin başları... Rayları kasaya vidalarken kullandığın havşa başlı vidalar tam olarak sıfırlanmıyorsa ve kafası yarım milim bile dışarıda kalıyorsa, çekmeceyi her açıp kapattığında o vida başı karşı tarafa sürterek derin çizikler atar ve bir süre sonra mekanizmayı kilitler. Ray montajında kullanacağın her bir vidanın baş yüksekliğini bile hesap etmek zorundasın.
Kısacası dostlar, evdeki gardıroba çekmece yapmıyoruz. Bu araçlar arazide esniyor, sarsılıyor, sıcağa ve soğuğa maruz kalıyor. Bagaj içi sistem tasarlarken "tam ucu ucuna olsun" mantığından uzak durun. Arazide huzur istiyorsanız, tasarımdaki en büyük dostunuz her zaman o fazladan bırakılan 3-5 milimetrelik kaçış boşlukları olacaktır.
İlki ve en klasiği; rayların tolerans payını sıfıra yakın hesaplamak. Ağır hizmet tipi teleskopik rayların neredeyse tamamı, montaj için her iki tarafta tam olarak 12.7 mm (yani yarım inç) boşluk ister. Çekmece kasasını yaparken bu boşluğu 12 mm bırakırsan o ray sıkışır, dönmez. 14 mm bırakırsan bu sefer ray yalpalar, içindeki bilyalar dökülür. Burada şakaya gelmeyecek tek yer o ray boşluğudur; ne bir milim eksik ne bir milim fazla olmalı.
Bir diğer baş belası, bagaj kapağının fitillerini ve plastik çıkıntılarını unutmaktır. Bagajın iç genişliğini ölçüp tam o ölçüde bir kutu yaparsan, o kutuyu bagajdan içeri sokamazsın. Çünkü bagaj açıklığı, içerideki hacimden her zaman daha dardır. Ayrıca kapıyı kapattığında içeri doğru baskı yapan o kalın bagaj fitillerini, kapı kilidinin çıkıntısını ve kapı döşemesini hesaba katmalısın. Çekmeceyi milimetrik sıfır yaparsın, her şey harika görünür ama bagaj kapısını kapattığında o plastik kaplama çekmecenin kulbuna çarpar ve kapı kapanmaz.
Gelelim o çok sevdiğimiz halı kaplama (marine halı) meselesine. Çekmeceyi ahşaptan kestin, her şey mükemmel çalışıyor. Sonra "Şunu güzelce halıyla kaplayayım" diyorsun. İşte o incecik sandığın halı veya keçe, katlandığı köşelerde çift kat oluşturarak çekmece genişliğine ekstra 3-4 milimetre ekler. Halıyı kapladıktan sonra çekmeceyi yerine bir sokmaya çalışırsın, imkanı yok girmez. Eğer halı kaplayacaksan, tüm ölçülerinden o halının kalınlık payını düşmek zorundasın.
Ahşabın can damarı olan nem ve esnemeyi de hesaba katmıyoruz. Huş marin kontraplak bile kullansan, kışın o nemli orman havasında ahşap suyu çeker ve milimetrik olarak şişer. Yazın sıcağında ise kurur ve çeker. Üzerine bir de çekmecenin içine koyduğun 30-40 kiloluk kurtarma ekipmanının, şackle'ların ağırlığı binince o çekmece tabanı aşağıya doğru çok hafif bel verir. Boşken tıkır tıkır çalışan çekmece, içi doluyken alt kasaya sürtünmeye başlar. Bu yüzden çekmecenin alt kısmında her zaman en az 3-4 milimetrelik bir çalışma (sarkma) payı bırakmak hayat kurtarır.
Son olarak o minik vida ve perçin başları... Rayları kasaya vidalarken kullandığın havşa başlı vidalar tam olarak sıfırlanmıyorsa ve kafası yarım milim bile dışarıda kalıyorsa, çekmeceyi her açıp kapattığında o vida başı karşı tarafa sürterek derin çizikler atar ve bir süre sonra mekanizmayı kilitler. Ray montajında kullanacağın her bir vidanın baş yüksekliğini bile hesap etmek zorundasın.
Kısacası dostlar, evdeki gardıroba çekmece yapmıyoruz. Bu araçlar arazide esniyor, sarsılıyor, sıcağa ve soğuğa maruz kalıyor. Bagaj içi sistem tasarlarken "tam ucu ucuna olsun" mantığından uzak durun. Arazide huzur istiyorsanız, tasarımdaki en büyük dostunuz her zaman o fazladan bırakılan 3-5 milimetrelik kaçış boşlukları olacaktır.