herkese hayırlı akşamlar.
Hazır cuma akşamı herkes çayının kahvesinin başındayken aklımı kurcalayan o meşhur konuyu buraya taşıyayım dedim. Biliyorsunuz bizim Dört Çeker ailesinde Land Rover'ın yeri hep bir başkadır. Peki size net bir soru: İmkanınız olsa garaja yeni nesil Defender'ı mı çekersiniz, yoksa o köşeli, safkan mekanik eski kasa Defender'ı mı?
Geçen bizim Erzurum'un dağlarına doğru çıkarken yolda yeni kasalardan birine denk geldim. Yalan yok, alet asfaltta yağ gibi akıyor. İçi uçak kokpiti gibi, konfor deseniz efsane. Ama o aracı alıp da beline kadar çamura, karın içine vurmaya kıyabilir miyim? O kadar elektronik sensör, o havalı süspansiyonlar bizim buraların sert kışında, buzunda ne tepki verir emin olamıyorum. "Arazi aracı dediğin biraz mekanik olacak usta" diyenlerdenim sanırım.
Öte yandan eski kasanın o rüzgar sesi alan kapılarını, traktör gibi vitesini, "ben buradayım" diye bağıran şasisini bile ayrı seviyorum. Tamam, uzun yolda adamın belini ağrıtıyor, asfaltta yoruyor ama arazide arabanın ne yaptığını iliklerine kadar hissediyorsun. Elinde bir tornavida, iki anahtarla dağın başında ufak tefek müdahale etme şansın var. İşin asıl ruhu orada gibi geliyor bana.
Siz ne dersiniz? Yeni neslin o mükemmel lüksü ve teknolojik aklı mı, yoksa arazinin o safkan, mekanik, köşeli efsanesi mi? Sizin tercihiniz hangisi olurdu, neden?
Hazır cuma akşamı herkes çayının kahvesinin başındayken aklımı kurcalayan o meşhur konuyu buraya taşıyayım dedim. Biliyorsunuz bizim Dört Çeker ailesinde Land Rover'ın yeri hep bir başkadır. Peki size net bir soru: İmkanınız olsa garaja yeni nesil Defender'ı mı çekersiniz, yoksa o köşeli, safkan mekanik eski kasa Defender'ı mı?
Geçen bizim Erzurum'un dağlarına doğru çıkarken yolda yeni kasalardan birine denk geldim. Yalan yok, alet asfaltta yağ gibi akıyor. İçi uçak kokpiti gibi, konfor deseniz efsane. Ama o aracı alıp da beline kadar çamura, karın içine vurmaya kıyabilir miyim? O kadar elektronik sensör, o havalı süspansiyonlar bizim buraların sert kışında, buzunda ne tepki verir emin olamıyorum. "Arazi aracı dediğin biraz mekanik olacak usta" diyenlerdenim sanırım.
Öte yandan eski kasanın o rüzgar sesi alan kapılarını, traktör gibi vitesini, "ben buradayım" diye bağıran şasisini bile ayrı seviyorum. Tamam, uzun yolda adamın belini ağrıtıyor, asfaltta yoruyor ama arazide arabanın ne yaptığını iliklerine kadar hissediyorsun. Elinde bir tornavida, iki anahtarla dağın başında ufak tefek müdahale etme şansın var. İşin asıl ruhu orada gibi geliyor bana.
Siz ne dersiniz? Yeni neslin o mükemmel lüksü ve teknolojik aklı mı, yoksa arazinin o safkan, mekanik, köşeli efsanesi mi? Sizin tercihiniz hangisi olurdu, neden?