Herkese selamlar, değerli dortceker.net üyeleri!
Umarım hepinizin keyfi yerindedir ve garajdaki araçların bakımları tamdır. Biliyorsunuz, forumda en çok tartıştığımız, üzerine en çok kafa yorduğumuz ve yeni üyelerimizin de en çok sorduğu konuların başında "Hangi arazi aracını alsam?", "Off-road için hangi marka/model daha iyi?", "Yeni başlıyorum ne önerirsiniz?" gibi sorular geliyor. Geçenlerde YouTube'da dolaşırken Canavar Offroad kanalının "OFF-ROAD ARACINI NEYE GÖRE SEÇMELİ ?" başlıklı gerçekten harika bir videosuna denk geldim. İzlerken, "Ya adam bizim forumda günlerdir, aylardır konuştuğumuz şeyleri o kadar güzel özetlemiş ki, bunu kesinlikle bizim Dört Çeker ailesiyle paylaşmalıyım" dedim.
Oturdum, videoyu baştan sona dikkatlice izledim, kendimce notlarımı aldım. . Çayınızı kahvenizi alın, arkanıza yaslanın, çünkü arazi aracı sevdalıları için adeta bir rehber niteliğinde, uzun ve keyifli bir yazı hazırladım. Şimdiden iyi okumalar!
1. İlk Adım: Gerçekçi Bir Bütçe ve Kullanım Amacı Belirlemek
Bir araç alırken ilk yapmamız gereken şey hayallerle hayatları birbirine karıştırmamak. Hayaller "Hemen bir araç alayım, devasa lastikler takayım, en zorlu off-road parkurlarına dalayım, sonra aynı araçla otobana çıkıp 140 km hızla ailemle tatile gideyim" yönünde olabiliyor. Ancak acı gerçek şu ki; böyle bir dünya maalesef yok!
Aileyi Unutmayın: Eğer ciddi bir off-road aracı yapıyorsanız, o araçtan uzun yolda lüks bir SUV konforu bekleyemezsiniz. Bu işe girerken yaşınızı, medeni durumunuzu, çoluk çocuğunuzu da hesaba katmalısınız.
Ne Sıklıkla Araziye Çıkacaksınız? Bu araçla her hafta sonu ağır çamura mı gireceksiniz, yoksa senede 15 gün ailenizle hafif orman yollarında kampa mı gideceksiniz? "Off-road aracı seçimi" yaparken ilk sormanız gereken soru budur. Aileyle gidilecekse arkada zıp zıp zıplayan bir makaslı pikap, eşinizin dostunuzun bir daha sizinle yola çıkmamasına sebep olabilir, benden söylemesi!
2. "Yapılı, Off-Road Görmüş Araç Alınmaz" Efsanesini Yıkıyoruz
Forumda sık sık rastlıyorum; "Üzerinde vinç var, yükseltme var, dodikleri takılı, bu araç kesin yorgundur, hor kullanılmıştır, ben gidip asfalttan çıkmamış stok alayım" diyenleri. Ancak videoda ustamızın çok güzel bir noktaya değindiği gibi: Aslında yapılı bir araç da bal gibi alınır!
Bakım Sıklığı: Neden mi? Çünkü off-road yapan, aracını doğaya sokan bir adam, o aracın bakımını standart bir kullanıcıdan çok daha sık yapmak zorundadır. Normal bir kullanıcı yağını suyunu senede bir, belki 10 bin kilometrede bir değiştirirken, her hafta sonu çamura giren bir adam belki de haftada bir, ayda bir diferansiyel yağı, motor yağı kontrol ediyor, değiştiriyor.
Maliyet Avantajı: Aracın şanzımanında, motorunda kronik bir sorun yoksa, donanımlı araçları gönül rahatlığıyla değerlendirebilirsiniz. Sıfırdan donanım dizmenin maliyetlerini ve o "sanayi sanayi, usta usta" gezme çilesini düşünürsek, yapılı araç bazen çok daha mantıklı bir 4x4 tavsiyesi olarak karşımıza çıkar.
3. Arazide Kim Kime Bakıyor: Mekanik mi, Elektronik mi?
İşte en sevdiğimiz tartışma konusu! Asfaltta yeni nesil, bol dokunmatik ekranlı, sensörlü SUV'lar harika hissettiriyor olabilir. Ancak iş dağ başına, dize kadar çamura geldiğinde işler değişiyor.
Müdahale Kolaylığı: Mekanik araçlarda arazide bir arıza yaşarsanız, ufak tefek müdahalelerle (belki bir tel, koli bandı veya bir anahtar takımıyla) aracı yürütüp medeniyete ulaşma şansınız vardır.
Elektronik Handikapı: Elektronik bir araçta beyni su aldığında veya bir sensör çamura bulandığında maalesef araba kendini korumaya alır. "Araç size bakıyor, siz araca bakıyorsunuz." Üstelik, doğada hangi viteste, hangi devirde gideceğinize arabanın beyni değil, sizin tecrübeniz karar vermeli. Keşfetme duygusu, o vitesi kendi elinizle seçip zorlu engeli aşmaktır. Arabanın her şeyi kendi yapması, saf mekanik sürüş keyfimizi öldürüyor dostlar.
4. Yükseltme Kitleri ve 35 İnç Lastik Hayalleri
Modifiye denilince hepimizin gözleri parlıyor. Bir arazi aracı yaparken temel iki amacımız vardır: Birincisi daha büyük lastik takabilmek, ikincisi de aracın altını engellerden uzaklaştırıp daha derin sulardan, kayalardan sorunsuz geçebilmek.
Doğa Her Zaman Kazanır: Uyarıyı yapalım; "35 inç lastik taktım (yaklaşık 88-89 cm), artık beni kimse tutamaz, her yerden geçerim" diye bir kural yok! Sabah çıktığınız güneşli yayla yolundan akşam dönerken bir bakmışsınız yağmur yağmış, sular yükselmiş, kanallar derinleşmiş. 35 inç lastik bile o an o çamurda size yetmeyebilir. Doğa her zaman sürprizlerle doludur.
Modifiye Maliyetleri Eşittir: İster 1985 model eski bir 4x4'ünüz olsun, ister 2016 model daha yeni bir SUV'unuz... Eğer gerçekten kaliteli, markalı (Avustralya veya Amerikan menşeli) bir ithal yükseltme kiti alacaksanız, ödeyeceğiniz para neredeyse aynıdır. Gümrük masrafları, döviz kurları derken modifiye maliyetleri her iki araç tipi için de birbirine çok yakındır. O yüzden "eski araç alıp ucuza modifiye ederim" yanılgısına düşmeyin. İthal parça alıyorsanız, faturası sabittir.
5. Marka Marka Dört Çekerlerin Er Meydanı Değerlendirmesi
Gelelim en civcivli konuya. Hangi marka arazi aracı alınmalı? Bu kısımda kimse markasını savunduğumuz veya eleştirdiğimiz için darılmasın; unutmayın ki size en iyi eşlik eden araç, kapınızda yatan araçtır.
Toyota (Kırılmazlık Efsanesi): Off-road dünyasında Toyota'nın yeri hep zirvelerdedir. Tecrübeler gösteriyor ki Toyota'lar arazide gerçekten mukavemetli ve "kırılmaz" unvanını hak ediyor. Aracın aksı, poryası, taşıyıcısı, şanzımanı ve şasisi birbirine o kadar müthiş bir uyumla çalışıyor ki, bu mekanik dâhilik Toyota'yı arazide sorunsuzluğun adresi yapıyor. Belli bir tecrübeye ulaşıp artık "sanayi ile uğraşmayayım, sadece arazinin tadını çıkarayım" diyenlerin tercihidir.
Pick-up'lar (Pikap) Gerçeği ve Handikapları: Günümüzde pikapları alıp devasa arazi canavarlarına çevirmek çok popüler. Pikaplar özünde "1 ton yük taşımak için üretilmiş hizmet araçlarıdır". Büyük modifiyelere, aks değiştirmeden dev lastiklere izin verirler. Ama sorun şudur: Orman içinde, sık ağaçların arasında, dar manevra gerektiren parkurlarda o uzun dingil mesafesiyle hareket etmek eziyettir. Ayrıca arkaları "makas" sistemli olduğu için arka koltukta oturan ailenizi uzun yolda fazlasıyla sarsar ve yorar. Mercedes X-Class ve Nissan Navara bu sorunu arkada yay sistemine geçerek çözdü ama diğerleri için konfor büyük bir soru işaretidir. Geniş yaylalar, düzlük alanlar (Tuz Gölü gibi) pikaplar için daha idealdir.
Ford (Gençlerin Gözdesi): Özellikle Ranger serisiyle Ford müthiş bir ivme yakaladı. Aksesuar, araca o kadar çok yakışıyor ki, yükseltme yapıp dev panjurları takınca araç Transformers'tan fırlamış gibi oluyor. Genelde genç nesil, caddelerden çıkıp Ford ile doğaya gelmeyi tercih ediyor. Ekip ruhunu yaşayan gençleri doğada görmek gerçekten çok keyifli.
Nissan: Ağır off-road'dan ziyade daha çok "kamp arabası" olarak değerlendiriliyor. Pikap modellerinde arkasının yaylı olması büyük avantaj; yükseltme imkanı daha esnek ve süspansiyon sistemlerinde çalışmak daha verimli sonuçlar veriyor.
Mitsubishi (L200 / Pajero Efsanesi): Sivil kullanıcıların Türkiye'de yıllardır en çok güvendiği araçlardan biridir. Modifiyesi kolaydır. Özellikle Pajero'ların Dakar efsanesi olması boşuna değildir; şanzıman-şasi uyumu ve arazide yere aktardığı tork gücü inanılmazdır. İyi bir arazi aracı haline kolayca getirilebilir.
Isuzu (D-Max): Arazide nispeten daha nadir görüyoruz. Özellikle 2.5 dizel motorundan gelen o eski kamyonumsu ses, bazılarımıza nostaljik bir keyif verirken bazılarını uzak tutabiliyor. Ama "neden aldın?" dedirtecek bir araç da kesinlikle değildir.
Lada Niva ve Suzuki (Hafiflik Şampiyonları): Lada Niva, kompakt yapısıyla orman yollarında keçi gibidir. Büyük lastik takamazsınız ama o ufak tefek yapısıyla sizi arazide kolay kolay üzmez, çamurdan sıyrılıp evinize kadar mutlaka getirir. Tabii ertesi gün usta ister mi, orasını Niva sahipleri daha iyi bilir! Suzuki (Samurai, Jimny) ise off-road yarışlarında bile boy göstermiş, hıza ve pratik modifikasyona inanılmaz uygun araçlardır. Burada kritik detay Ağırlık/Beygir oranıdır. 300 beygirlik 3 ton bir SUV yerine, 1 tonluk küçük motorlu bir Suzuki, arazide o hafifliği sayesinde batmadan geçip gidebilir.
Volkswagen Amarok: Özellikle V6 3.0 motoruyla arazide konforun ve gücün lüks temsilcilerinden biri. Geniş iç hacmi, yola oturuşu ve Volkswagen güvenilirliği ile aileyi de alıp rahatça seyahat edilebilecek elit bir tercih.
6. Yanlış Bilinen Gerçek: Artikülasyon (Esneme) Nedir?
Forumda veya sosyal medyada sıkça "Benim aracın artikülasyonu efsane" diyerek aracını çapraz bir tepeye vurup bir arka lastiği havada poz verenleri görüyoruz. Dostlar, lastiğin havaya kalkması artikülasyon DEĞİLDİR!
Artikülasyon; bir engel karşısında aracın şasisinin esneyerek, dört tekerinin de yere sağlam bir şekilde basmaya devam etmesi ve aracın yola tutunarak güvenle ilerleyebilmesidir. Teker havaya kalkıyorsa tutunma bitmiş demektir. Yaylı araçlarda (helezonlu) bu esnemeyi sağlamak daha kolaydır. Makaslı pikaplarda ise "Revolver Shackle" dediğimiz hareketli, mafsallı makas küpeleri takılarak bu artikülasyon değeri oldukça artırılabilir ve dört tekerin yere basması sağlanabilir.
7. Arazide Hayat Kurtaran "Altın Kural"
Son olarak, belkide en kritik tavsiyeyi buraya yazmak istiyorum. Ne kadar iyi bir aracınız, 15 bin librelik vinciniz veya devasa tekerlekleriniz olursa olsun... Araziye, dağa, bilinmez bir ormana çıkmadan önce; gideceğiniz rotaya en yakın köyün muhtarının, o köydeki bir traktörcünün veya bölgedeki jandarmanın telefon numarasını mutlaka telefonunuza kaydedin!
Aracınız öyle bir arıza yapar ki, vinç bağlayacak tek bir ağaç bile bulamazsınız. Telefonun çektiği bir tepeye kadar yürüyüp, o traktörcüyü arayıp "Ustam biz burada çamura saplandık, gel bizi kurtar" demekten asla çekinmeyin, ayıp veya gurur yapılacak bir şey değil bu. Doğa affetmez, sonuçta hayatınız o çamur çukurunda geçmeyecek! Tedbirinizi alın ve doğayla inatlaşmayın.
Toparlamak Gerekirse...
Arazi aracı seçerken önce cebinizi ve arkayı oturacak ailenizi düşünün. Yapılı araç almaktan korkmayın. Çamurda size sorun çıkartacak elektronik sensörler yerine, tamiri sanayi jargonuyla halledilebilen mekanik sistemleri tercih etmeye çalışın. "Dev lastik taktım, bitti" demeyin, sürprizlere hazırlıklı olun ve konfor dengesini iyi kurun.
Videodan çıkardığım notlar ve yıllardır bu işlere kafa yoran biri olarak benim ekleyeceklerim şimdilik bu kadar. Sizler ne düşünüyorsunuz? Şu an kullandığınız aracın arazi performansı nasıl? Veya ilk aracını alacak kardeşlerimize, tecrübeli üyeler olarak sizlerin tavsiyeleri nelerdir? Yorumlarda buluşalım, konuyu alevlendirelim!
Herkese çamuru bol, arızası olmayan, keyifli sürüşler dilerim! Bütün Dört Çeker ailesine selamlar!
Umarım hepinizin keyfi yerindedir ve garajdaki araçların bakımları tamdır. Biliyorsunuz, forumda en çok tartıştığımız, üzerine en çok kafa yorduğumuz ve yeni üyelerimizin de en çok sorduğu konuların başında "Hangi arazi aracını alsam?", "Off-road için hangi marka/model daha iyi?", "Yeni başlıyorum ne önerirsiniz?" gibi sorular geliyor. Geçenlerde YouTube'da dolaşırken Canavar Offroad kanalının "OFF-ROAD ARACINI NEYE GÖRE SEÇMELİ ?" başlıklı gerçekten harika bir videosuna denk geldim. İzlerken, "Ya adam bizim forumda günlerdir, aylardır konuştuğumuz şeyleri o kadar güzel özetlemiş ki, bunu kesinlikle bizim Dört Çeker ailesiyle paylaşmalıyım" dedim.
Oturdum, videoyu baştan sona dikkatlice izledim, kendimce notlarımı aldım. . Çayınızı kahvenizi alın, arkanıza yaslanın, çünkü arazi aracı sevdalıları için adeta bir rehber niteliğinde, uzun ve keyifli bir yazı hazırladım. Şimdiden iyi okumalar!
1. İlk Adım: Gerçekçi Bir Bütçe ve Kullanım Amacı Belirlemek
Bir araç alırken ilk yapmamız gereken şey hayallerle hayatları birbirine karıştırmamak. Hayaller "Hemen bir araç alayım, devasa lastikler takayım, en zorlu off-road parkurlarına dalayım, sonra aynı araçla otobana çıkıp 140 km hızla ailemle tatile gideyim" yönünde olabiliyor. Ancak acı gerçek şu ki; böyle bir dünya maalesef yok!
Aileyi Unutmayın: Eğer ciddi bir off-road aracı yapıyorsanız, o araçtan uzun yolda lüks bir SUV konforu bekleyemezsiniz. Bu işe girerken yaşınızı, medeni durumunuzu, çoluk çocuğunuzu da hesaba katmalısınız.
Ne Sıklıkla Araziye Çıkacaksınız? Bu araçla her hafta sonu ağır çamura mı gireceksiniz, yoksa senede 15 gün ailenizle hafif orman yollarında kampa mı gideceksiniz? "Off-road aracı seçimi" yaparken ilk sormanız gereken soru budur. Aileyle gidilecekse arkada zıp zıp zıplayan bir makaslı pikap, eşinizin dostunuzun bir daha sizinle yola çıkmamasına sebep olabilir, benden söylemesi!
2. "Yapılı, Off-Road Görmüş Araç Alınmaz" Efsanesini Yıkıyoruz
Forumda sık sık rastlıyorum; "Üzerinde vinç var, yükseltme var, dodikleri takılı, bu araç kesin yorgundur, hor kullanılmıştır, ben gidip asfalttan çıkmamış stok alayım" diyenleri. Ancak videoda ustamızın çok güzel bir noktaya değindiği gibi: Aslında yapılı bir araç da bal gibi alınır!
Bakım Sıklığı: Neden mi? Çünkü off-road yapan, aracını doğaya sokan bir adam, o aracın bakımını standart bir kullanıcıdan çok daha sık yapmak zorundadır. Normal bir kullanıcı yağını suyunu senede bir, belki 10 bin kilometrede bir değiştirirken, her hafta sonu çamura giren bir adam belki de haftada bir, ayda bir diferansiyel yağı, motor yağı kontrol ediyor, değiştiriyor.
Maliyet Avantajı: Aracın şanzımanında, motorunda kronik bir sorun yoksa, donanımlı araçları gönül rahatlığıyla değerlendirebilirsiniz. Sıfırdan donanım dizmenin maliyetlerini ve o "sanayi sanayi, usta usta" gezme çilesini düşünürsek, yapılı araç bazen çok daha mantıklı bir 4x4 tavsiyesi olarak karşımıza çıkar.
3. Arazide Kim Kime Bakıyor: Mekanik mi, Elektronik mi?
İşte en sevdiğimiz tartışma konusu! Asfaltta yeni nesil, bol dokunmatik ekranlı, sensörlü SUV'lar harika hissettiriyor olabilir. Ancak iş dağ başına, dize kadar çamura geldiğinde işler değişiyor.
Müdahale Kolaylığı: Mekanik araçlarda arazide bir arıza yaşarsanız, ufak tefek müdahalelerle (belki bir tel, koli bandı veya bir anahtar takımıyla) aracı yürütüp medeniyete ulaşma şansınız vardır.
Elektronik Handikapı: Elektronik bir araçta beyni su aldığında veya bir sensör çamura bulandığında maalesef araba kendini korumaya alır. "Araç size bakıyor, siz araca bakıyorsunuz." Üstelik, doğada hangi viteste, hangi devirde gideceğinize arabanın beyni değil, sizin tecrübeniz karar vermeli. Keşfetme duygusu, o vitesi kendi elinizle seçip zorlu engeli aşmaktır. Arabanın her şeyi kendi yapması, saf mekanik sürüş keyfimizi öldürüyor dostlar.
4. Yükseltme Kitleri ve 35 İnç Lastik Hayalleri
Modifiye denilince hepimizin gözleri parlıyor. Bir arazi aracı yaparken temel iki amacımız vardır: Birincisi daha büyük lastik takabilmek, ikincisi de aracın altını engellerden uzaklaştırıp daha derin sulardan, kayalardan sorunsuz geçebilmek.
Doğa Her Zaman Kazanır: Uyarıyı yapalım; "35 inç lastik taktım (yaklaşık 88-89 cm), artık beni kimse tutamaz, her yerden geçerim" diye bir kural yok! Sabah çıktığınız güneşli yayla yolundan akşam dönerken bir bakmışsınız yağmur yağmış, sular yükselmiş, kanallar derinleşmiş. 35 inç lastik bile o an o çamurda size yetmeyebilir. Doğa her zaman sürprizlerle doludur.
Modifiye Maliyetleri Eşittir: İster 1985 model eski bir 4x4'ünüz olsun, ister 2016 model daha yeni bir SUV'unuz... Eğer gerçekten kaliteli, markalı (Avustralya veya Amerikan menşeli) bir ithal yükseltme kiti alacaksanız, ödeyeceğiniz para neredeyse aynıdır. Gümrük masrafları, döviz kurları derken modifiye maliyetleri her iki araç tipi için de birbirine çok yakındır. O yüzden "eski araç alıp ucuza modifiye ederim" yanılgısına düşmeyin. İthal parça alıyorsanız, faturası sabittir.
5. Marka Marka Dört Çekerlerin Er Meydanı Değerlendirmesi
Gelelim en civcivli konuya. Hangi marka arazi aracı alınmalı? Bu kısımda kimse markasını savunduğumuz veya eleştirdiğimiz için darılmasın; unutmayın ki size en iyi eşlik eden araç, kapınızda yatan araçtır.
Toyota (Kırılmazlık Efsanesi): Off-road dünyasında Toyota'nın yeri hep zirvelerdedir. Tecrübeler gösteriyor ki Toyota'lar arazide gerçekten mukavemetli ve "kırılmaz" unvanını hak ediyor. Aracın aksı, poryası, taşıyıcısı, şanzımanı ve şasisi birbirine o kadar müthiş bir uyumla çalışıyor ki, bu mekanik dâhilik Toyota'yı arazide sorunsuzluğun adresi yapıyor. Belli bir tecrübeye ulaşıp artık "sanayi ile uğraşmayayım, sadece arazinin tadını çıkarayım" diyenlerin tercihidir.
Pick-up'lar (Pikap) Gerçeği ve Handikapları: Günümüzde pikapları alıp devasa arazi canavarlarına çevirmek çok popüler. Pikaplar özünde "1 ton yük taşımak için üretilmiş hizmet araçlarıdır". Büyük modifiyelere, aks değiştirmeden dev lastiklere izin verirler. Ama sorun şudur: Orman içinde, sık ağaçların arasında, dar manevra gerektiren parkurlarda o uzun dingil mesafesiyle hareket etmek eziyettir. Ayrıca arkaları "makas" sistemli olduğu için arka koltukta oturan ailenizi uzun yolda fazlasıyla sarsar ve yorar. Mercedes X-Class ve Nissan Navara bu sorunu arkada yay sistemine geçerek çözdü ama diğerleri için konfor büyük bir soru işaretidir. Geniş yaylalar, düzlük alanlar (Tuz Gölü gibi) pikaplar için daha idealdir.
Ford (Gençlerin Gözdesi): Özellikle Ranger serisiyle Ford müthiş bir ivme yakaladı. Aksesuar, araca o kadar çok yakışıyor ki, yükseltme yapıp dev panjurları takınca araç Transformers'tan fırlamış gibi oluyor. Genelde genç nesil, caddelerden çıkıp Ford ile doğaya gelmeyi tercih ediyor. Ekip ruhunu yaşayan gençleri doğada görmek gerçekten çok keyifli.
Nissan: Ağır off-road'dan ziyade daha çok "kamp arabası" olarak değerlendiriliyor. Pikap modellerinde arkasının yaylı olması büyük avantaj; yükseltme imkanı daha esnek ve süspansiyon sistemlerinde çalışmak daha verimli sonuçlar veriyor.
Mitsubishi (L200 / Pajero Efsanesi): Sivil kullanıcıların Türkiye'de yıllardır en çok güvendiği araçlardan biridir. Modifiyesi kolaydır. Özellikle Pajero'ların Dakar efsanesi olması boşuna değildir; şanzıman-şasi uyumu ve arazide yere aktardığı tork gücü inanılmazdır. İyi bir arazi aracı haline kolayca getirilebilir.
Isuzu (D-Max): Arazide nispeten daha nadir görüyoruz. Özellikle 2.5 dizel motorundan gelen o eski kamyonumsu ses, bazılarımıza nostaljik bir keyif verirken bazılarını uzak tutabiliyor. Ama "neden aldın?" dedirtecek bir araç da kesinlikle değildir.
Lada Niva ve Suzuki (Hafiflik Şampiyonları): Lada Niva, kompakt yapısıyla orman yollarında keçi gibidir. Büyük lastik takamazsınız ama o ufak tefek yapısıyla sizi arazide kolay kolay üzmez, çamurdan sıyrılıp evinize kadar mutlaka getirir. Tabii ertesi gün usta ister mi, orasını Niva sahipleri daha iyi bilir! Suzuki (Samurai, Jimny) ise off-road yarışlarında bile boy göstermiş, hıza ve pratik modifikasyona inanılmaz uygun araçlardır. Burada kritik detay Ağırlık/Beygir oranıdır. 300 beygirlik 3 ton bir SUV yerine, 1 tonluk küçük motorlu bir Suzuki, arazide o hafifliği sayesinde batmadan geçip gidebilir.
Volkswagen Amarok: Özellikle V6 3.0 motoruyla arazide konforun ve gücün lüks temsilcilerinden biri. Geniş iç hacmi, yola oturuşu ve Volkswagen güvenilirliği ile aileyi de alıp rahatça seyahat edilebilecek elit bir tercih.
6. Yanlış Bilinen Gerçek: Artikülasyon (Esneme) Nedir?
Forumda veya sosyal medyada sıkça "Benim aracın artikülasyonu efsane" diyerek aracını çapraz bir tepeye vurup bir arka lastiği havada poz verenleri görüyoruz. Dostlar, lastiğin havaya kalkması artikülasyon DEĞİLDİR!
Artikülasyon; bir engel karşısında aracın şasisinin esneyerek, dört tekerinin de yere sağlam bir şekilde basmaya devam etmesi ve aracın yola tutunarak güvenle ilerleyebilmesidir. Teker havaya kalkıyorsa tutunma bitmiş demektir. Yaylı araçlarda (helezonlu) bu esnemeyi sağlamak daha kolaydır. Makaslı pikaplarda ise "Revolver Shackle" dediğimiz hareketli, mafsallı makas küpeleri takılarak bu artikülasyon değeri oldukça artırılabilir ve dört tekerin yere basması sağlanabilir.
7. Arazide Hayat Kurtaran "Altın Kural"
Son olarak, belkide en kritik tavsiyeyi buraya yazmak istiyorum. Ne kadar iyi bir aracınız, 15 bin librelik vinciniz veya devasa tekerlekleriniz olursa olsun... Araziye, dağa, bilinmez bir ormana çıkmadan önce; gideceğiniz rotaya en yakın köyün muhtarının, o köydeki bir traktörcünün veya bölgedeki jandarmanın telefon numarasını mutlaka telefonunuza kaydedin!
Aracınız öyle bir arıza yapar ki, vinç bağlayacak tek bir ağaç bile bulamazsınız. Telefonun çektiği bir tepeye kadar yürüyüp, o traktörcüyü arayıp "Ustam biz burada çamura saplandık, gel bizi kurtar" demekten asla çekinmeyin, ayıp veya gurur yapılacak bir şey değil bu. Doğa affetmez, sonuçta hayatınız o çamur çukurunda geçmeyecek! Tedbirinizi alın ve doğayla inatlaşmayın.
Toparlamak Gerekirse...
Arazi aracı seçerken önce cebinizi ve arkayı oturacak ailenizi düşünün. Yapılı araç almaktan korkmayın. Çamurda size sorun çıkartacak elektronik sensörler yerine, tamiri sanayi jargonuyla halledilebilen mekanik sistemleri tercih etmeye çalışın. "Dev lastik taktım, bitti" demeyin, sürprizlere hazırlıklı olun ve konfor dengesini iyi kurun.
Videodan çıkardığım notlar ve yıllardır bu işlere kafa yoran biri olarak benim ekleyeceklerim şimdilik bu kadar. Sizler ne düşünüyorsunuz? Şu an kullandığınız aracın arazi performansı nasıl? Veya ilk aracını alacak kardeşlerimize, tecrübeli üyeler olarak sizlerin tavsiyeleri nelerdir? Yorumlarda buluşalım, konuyu alevlendirelim!
Herkese çamuru bol, arızası olmayan, keyifli sürüşler dilerim! Bütün Dört Çeker ailesine selamlar!